
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılı Aralık ayı enflasyonunu yüzde 0,89 olarak açıkladı. Bu açıklama ile milyonlarca emeklinin alacağı 6 aylık enflasyon farkı da belirlendi.
SSK ve Bağ-Kur emeklileri, aylıklarına yüzde 12,19 enflasyon farkı alacaklar. Ancak en düşük emekli aylığı 18 bin 939 lira düzeyinde. Bu durum, asgari ücretin 28 bin 75 lira ve açlık sınırının 30 bin 143 lira seviyelerinde olduğu ekonomik koşullarda pek çok emekli için zor bir süreci beraberinde getiriyor.
Bu durum, iktidarın ek düzenlemeler yapma ihtimalini gündeme getirdi. Peki, emekli aylıklarında yaşanan düzenleme ihtiyacının sebebi nedir ve çözümü ne olabilir?
Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, Dünya Gazetesi’ndeki yazısında bu sorulara cevap verdi. Erdursun, emeklilerin alım gücünün artmadığını, aksine sistemsel bir çöküş içerisinde olduklarını vurguladı.
Enflasyon Farkı ve Alacaklar
Erdursun, belirtilen oranların adeta bir “zam” niteliği taşımadığının altını çizdi ve 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak durumu şöyle açıkladı:
- SSK ve Bağ-Kur Emeklileri: 6 aylık enflasyon farkı yüzde 12,19 olarak belirlendi.
- Memur ve Memur Emeklileri: 1.000 TL taban aylık artışına ek olarak yüzde 18,60 oranında enflasyon farkı ve toplu sözleşme farkı alacaklar.
En Düşük Emekli Aylığı ve “Kök Maaş” Sorunu
Erdursun’a göre, asıl sorun en düşük emekli aylığında yaşanıyor. Mevcut sistemdeki “kök aylık” mekanizması nedeniyle milyonlarca emekli, açıklanan enflasyon farkını tam olarak hissedemeyebilir. Artışlar kök aylıklar üzerinden yapıldığı için kök aylığı 15.000 TL’nin altında olanlar, yasal düzenleme olmazsa Ocak ayında da 16.881 TL almaya devam edecekler.
Hükümet, yüzde 12,19 oranını en düşük aylığa yansıtırsa, bu rakam 18.938 TL’ye yükselecek. Toplumun büyük bir memnuniyetsizlik içinde olması nedeniyle masadaki bir diğer seçenek ise en düşük aylığın 20 bin TL seviyesine çıkarılması.
Sistem Sorunu ve Çözüm Yolları

Erdursun, emekli aylıklarının açlık sınırının altına düşmesini özellikle 2000 ve 2008 yıllarında yapılan köklü değişikliklere bağladı. Mevcut sistemin çarpıklığına dikkat çekerek, prim ödemeleri ve sigortalılık sürelerinin emekli aylıklarına katkısının giderek azaldığını belirtti. TÜİK’in verileri ile hissedilen enflasyon arasındaki büyük farkın, emeklilerin alım gücünü zayıflattığını ifade etti.
Kalıcı Çözüm İçin Öneriler

Erdursun, sadece en düşük aylığı artırmakla sorunun geçici olarak çözülemeyeceğini belirtti ve kalıcı çözüm için şu önerilerde bulundu:
- Hesaplama Sistemi Değişmeli: Çalışma süresi ve prim gün sayısı gerçekçi bir şekilde emekli aylıklarına yansıtılmalı.
- İntibak Düzenlemesi: Benzer prim ödemiş emekliler arasındaki uçurumu gidermek için intibak yasası çıkarılmalı.
- Gerçekçi Enflasyon Verisi: Enflasyon farkı, halkın hissettiği gerçek enflasyona göre hesaplanmalı.
Erdursun, yazısını “Bu sistem değişmedikçe, en düşük emekli aylığı ne kadar artarsa artsın, emeklilerin maruz kaldığı sorunların çözümü zorlaşacaktır” uyarısıyla noktaladı.
