Güncel

Sızı takvimi – Güncel Haber Sitesi

“`html

Yeni bir yıla yaklaşırken, içimizde biriken duygularla birlikte toplumsal ruh halimiz de fazlasıyla karamsar ve hüzünlü bir yansıma sergiliyor. 2025’i tanımlayacak tek bir kelime ararken, “sızı” ifadesinin bu ruhu en iyi şekilde yansıttığına inanıyorum. Ortak yaşadığımız acılar, sanki yüreğimizde derin bir yankı oluşturan bir tür “ağrı” halini almış durumda. Birhan Keskin’in dizelerindeki o ince sızıyı hissediyoruz adeta: “Dürtme içimdeki narı…”

Yılın sonuna yaklaşırken, 2025’in geri bıraktıkları ve geleceğe dair endişelerimiz, kişisel ve toplumsal ağırlıklarımızı artırıyor. Bunun sonucunda, yeni bir yıl heyecanı duymak neredeyse imkansız hale geliyor. Yaşadığımız bu karmaşık süreçte, “politik hayvanlar” olarak adlandırılabilecek bir yaşantının öznesi haline gelmiş durumdayız. Yitirdikçe yitiren, zamanın hızla geçtiği ama hayatın ilerlemeyle uyumlu olmadığı bir dönemde buluyoruz kendimizi.

Zaman, takvim yapraklarının ardındaki yalanlarla doluyken, gerçekliğimizin sesleri her gün biraz daha artmakta. Geleneksel haber metinlerinden, sosyal medyanın sürekli akışına kadar, her şey içsel sızıların yankılandığı bir ortam yaratıyor. Yaşananlar arasında kaybolan duygularımız, sanki yaşamımızın gerçeklerini dış dünyadan saklayan bir örtü gibi.

Bazen, sızıyı kendi içimizde taşımanın, hayatın ağırlığını hafifletmeye çalışmanın yollarını arıyoruz. Ancak bu koruma isteği, zamanla içsel karamsarlığa dönüşüyor. Zihinlerimizde “dönüşüm” adı altında yaşadıklarımız, kayıplarımız ve yenilgilerimizle yüzleşmenin zorluklarını barındırıyor. Dönüşüm, kaybı kabullendiğimiz anda yeniden açığa çıkan o sızının ta kendisi oluyor.

  • Eski olanı bırakmadan yenisini inşa edemediğimiz gerçeğiyle yaşıyoruz.
  • Yılın sonuçları, sessiz çığlıklarla dolu bir yaşamı birlikte getirdi.
  • Samuel Beckett’in sözleri, zaman zaman umutsuzluğun içinden yeniden denemek için motivasyon kaynağı olabilir.

Karamsar bir tablo çizmek istememekle birlikte, 2025’in bilançosunun karamsarlıkla birleşeceğini düşünüyorum. “Sızı” kelimesi, belki de bu noktada en iyi tarif. İçimizdeki bu his, yaşadığımızın açık bir işareti olarak karşımıza çıkıyor. Bazen, hayatın anlamsızlığında kaybolmuş gibi hissetsek de içimizdeki bu sızı, bizi var olmaya davet ediyor.

Yeni bir yıla girerken sıkça karşılaştığımız pazarlama mesajları, gerçekliğimizden uzak, sadece umut vaat eden cümleler olarak kalıyor. Ancak, aynı sıkıntılar devam ediyor. Hüzünle kucaklaşırken, bizler yalnızca “2025’i” başka bir kavramın öznesi olarak yaşamak zorundayız. İçsel sızı, hayatın gerçekliğini derinden yaşadığımızın bir göstergesi olabilir.

Her yeni yıl, umut getirmek yerine mevcut sorunların üstünü örtmeyi hedefliyor gibi görünüyor. Ancak belki de bu yıl, sızılarımızın bizler için bir uyanış noktası olmasının zamanı. Geleceğin ne getireceğini bilemiyoruz ama belki de var olmaya devam etmek için bu sızı, bizim için en güvenilir pusula haline gelebilir.

Bağımsız yayıncılığın önemine vurgu yapmak gerekirse… Türkiye’de ifade özgürlüğü sürekli bir tehdit altında. Bu noktada, nitelikli yayıncılık yapma çabalarımızı desteklemeniz büyük bir önem taşıyor. Daha fazla bilgi için bizi takip edin.

“`

Başa dön tuşu